Evde Kal & Makale Oku

COVID-19 SALGININ AİLE KURUMU ÜZERİNDEKİ TEHDİTİ: AİLE İÇİ ŞİDDET

Tüm dünyayı etkisi altına alan Covid-19 salgınıyla tıbbi mücadele sürerken bu salgının etkileri yalnızca sağlık alanında değil yaşamın her alanında hissedilmektedir. Salgının yayılımını önlemek amacıyla sosyal izolasyonun büyük önem taşıdığı bugünlerde, Covid-19 nedeniyle milyonlarca insan, gerek ülkemizde gerekse dünyanın her yerinde evlerine kapanmış durumdadır ve sokağa çıkmamaktadır. Ancak bu durum başka sorunları da beraberinde getirmektedir. Bu sorunlardan en göze çarpanı şüphesiz, aile içi şiddet vaka sayılarının giderek artmakta olmasıdır.

Dünya Sağlık Örgütü de, şiddeti “küresel bir halk sağlığı sorunu” olarak benimsemiştir.

Hemen hemen her toplumda mücadele edilen sorunların başında gelen şiddetin en yoğun uygulandığı kesimler tarih boyunca hep kadınlar olmuştur. Kadınlar çoğu zaman, şiddetin yaratmış olduğu fiziksel, psikolojik, sosyal ve ekonomik olumsuz sonuçlarla karşı karşıya kalmakta ve şiddet olgusu; kadınların yaşam kalitelerine büyük ölçüde zarar vermektedir. Kadınlar ve çocuklar en korunduğu yer olarak düşünülen “aile içinde” daha yaygın bir şekilde şiddete uğramaktadırlar. Birleşmiş Milletler 2019 yılında yayınladığı raporda “Kadınlar için en tehlikeli yer evleri.” Açıklamasında bulunmuştur. Yine İçişleri Bakanlığı’nın verilerine göre kadınlar en çok evlerinde öldürülmektedir.

Salgın hastalıklar, dünyanın her yerinde, herkes için maddi ve sosyal kayıplara yol açabilmektedir. Bu durum stresle ve kaygıyla baş etme, öfke kontrolü, çatışma çözme becerilerine, iletişim becerilerine sahip olmayan insanların şiddete başvurmalarına veya aile bireylerine -kadınlara ve çocuklara- daha fazla şiddet uygulamalarına neden olmaktadır.

“Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu” Mart 2020 Raporu’na göre Türkiye’de ilk Covid-19 vakasının görüldüğü 11 Mart tarihinden itibaren Mart ayı sonuna kadar toplamda 21 kadın öldürülmüştür. Ayrıca, acil yardım hatlarına gelen aramaların sayılarının gözle görülür biçimde arttığı da tespit edilmiştir.

Ülkemizde kadınlar halihazırda şüphesiz Covid-19 virüsünün bulaşma riskinden ötürü darp raporu almak için dahi hastaneye gitmekte tereddüt etmektedirler. Okulların kapanması ile ailesinin yanına dönen öğrenciler ise şiddete tanık olduklarında veya maruz kaldıklarında şikâyetçi olmak istemekte fakat şiddet uygulayan tarafın yaşı veya sahip olduğu kronik hastalığı nedeniyle risk grubunda olması sebebiyle şiddeti ilgili mercilere bildirmekten vazgeçebilmektedirler. Şiddet mağdurları ya da şiddete tanık olanlar, şiddet uygulayan tarafın geçirmekte olduğumuz bu zor Covid-19 salgını günlerinde sağlıksız koşullarda kalacağından kaygılanıp veya Covid-19 salgını nedeniyle şiddet uygulayan tarafın müşterek konuttan uzaklaştırılması gibi tedbirlerin uygulanamayacak olabilmesi ve şiddet uygulayan ile aynı konutta kalmaya devam etmek zorunda kalma endişesi nedeniyle şiddeti ilgili mercilere şikayet etmekten vazgeçebilmektedirler.

6284 SAYILI KANUN KAPSAMINDA FAYDALANILABİLECEK TEDBİRLER

Ailenin korunması ve kadına karşı şiddetin önlenmesine dair haklar 6284 sayılı Kanun ile düzenlenmiş ve koruma altına alınmıştır. Kanun kapsamında Şiddet Mağduru yararına hükmedilebilecek tedbirlerden bazıları şunladır:

  • Kendisine ve gerekiyorsa beraberindeki çocuklara, bulunduğu yerde veya başka bir yerde uygun barınma yeri sağlanması.
  • Diğer kanunlar kapsamında yapılacak yardımlar saklı kalmak üzere, geçici maddi yardım yapılması.
  • Psikolojik, meslekî, hukukî ve sosyal bakımdan rehberlik ve danışmanlık hizmeti verilmesi.
  • Hayatî tehlikesinin bulunması hâlinde, ilgilinin talebi üzerine veya resen geçici koruma altına alınması.
  • Gerekli olması hâlinde, korunan kişinin çocukları varsa çalışma yaşamına katılımını desteklemek üzere dört ay, kişinin çalışması hâlinde ise iki aylık süre ile sınırlı olmak kaydıyla, on altı yaşından büyükler için her yıl belirlenen aylık net asgari ücret tutarının yarısını geçmemek ve belgelendirilmek kaydıyla Bakanlık bütçesinin ilgili tertibinden karşılanmak suretiyle kreş imkânının sağlanması.
  • İşyerinin değiştirilmesi.
  • Kişinin evli olması hâlinde müşterek yerleşim yerinden ayrı yerleşim yeri belirlenmesi.
  • 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanunundaki şartların varlığı hâlinde ve korunan kişinin talebi üzerine tapu kütüğüne aile konutu şerhi konulması.
  • Korunan kişi bakımından hayatî tehlikenin bulunması ve bu tehlikenin önlenmesi için diğer tedbirlerin yeterli olmayacağının anlaşılması hâlinde ve ilgilinin aydınlatılmış rızasına dayalı olarak 27/12/2007 tarihli ve 5726 sayılı Tanık Koruma Kanunu hükümlerine göre kimlik ve ilgili diğer bilgi ve belgelerinin değiştirilmesi.

Yine 6284 sayılı Kanun kapsamında Hakim tarafından Şiddet Uygulayan aleyhine olarak aşağıdaki tedbirlere hükmedilebilir:

  • Şiddet mağduruna yönelik olarak şiddet tehdidi, hakaret, aşağılama veya küçük düşürmeyi içeren söz ve davranışlarda bulunmaması.
  • Müşterek konuttan veya bulunduğu yerden derhâl uzaklaştırılması ve müşterek konutun korunan kişiye tahsis edilmesi.
  • Korunan kişilere, bu kişilerin bulundukları konuta, okula ve işyerine yaklaşmaması.
  • Çocuklarla ilgili daha önce verilmiş bir kişisel ilişki kurma kararı varsa, kişisel ilişkinin refakatçi eşliğinde yapılması, kişisel ilişkinin sınırlanması ya da tümüyle kaldırılması.
  • Gerekli görülmesi hâlinde korunan kişinin, şiddete uğramamış olsa bile yakınlarına, tanıklarına ve kişisel ilişki kurulmasına ilişkin hâller saklı kalmak üzere çocuklarına yaklaşmaması.
  • Korunan kişinin şahsi eşyalarına ve ev eşyalarına zarar vermemesi.
  • Korunan kişiyi iletişim araçlarıyla veya sair surette rahatsız etmemesi.
  • Bulundurulması veya taşınmasına kanunen izin verilen silahları kolluğa teslim etmesi.
  • Silah taşıması zorunlu olan bir kamu görevi ifa etse bile bu görevi nedeniyle zimmetinde bulunan silahı kurumuna teslim etmesi.
  • Korunan kişilerin bulundukları yerlerde alkol ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmaması ya da bu maddelerin etkisinde iken korunan kişilere ve bunların bulundukları yerlere yaklaşmaması, bağımlılığının olması hâlinde, hastaneye yatmak dâhil, muayene ve tedavisinin sağlanması.

Fakat Hakimler ve Savcılar Kurulu’nun 30.03.2020 tarihli kararının 10. maddesinde yer alan “6284 sayılı Kanun kapsamında verilen tedbir kararlarının yükümlülerin koronavirüs kapsamında sağlığını tehdit etmeyecek şekilde değerlendirilmesi gerektiği” yönündeki görüşü, şiddet uygulayana karşı uzaklaştırma tedbirinin uygulanmamasına neden olabilecek; ev içindeki şiddetin yoğun yaşandığı ülkemizde, üstelik Covid-19 salgını nedeniyle şiddetin arttığı bir dönemde bu karar ev içi şiddeti daha da arttırabilecek, çocuk ve kadınları korumasız bırakabilecek olup bu yönünde olumsuz riskler taşımaktadır.

Türkiye Barolar Birliği Kadın Hukuku Komisyonu bu konuya ilişkin olarak; Covid-19 salgını sürecinde, ilgili kurum ve kuruluşlar tarafından aile içi şiddeti önleyecek, kadın ve çocukları koruma altına alacak önlemler alınmasını ve Hakimler ve Savcılar Kurulu’nun 30.03.2020 tarihli kararındaki 10. maddeyi geri almasını talep etmiştir.

COVID-19 SALGINININ GETİRMİŞ OLDUĞU İZOLASYON SÜRECİNDE AİLE İÇİN ŞİDDETİN ARTMAMASINI ENGELLEMEYE YÖNELİK OLARAK ALINABİLECEK TEDBİRLER

  • Kadınların haklarına erişimi kolaylaştırılmalı, ihbar ve destek hatlarında aksama olmamalıdır.
  • Sığınma evleri Covid-19 salgını kapsamında alınan tedbirlerine uygun olmalıdır ve ihtiyaç halinde şuan kullanılmayan mekanlar kadınların güvenli barınma hakkı için kullanılacak hale getirilmelidir.
  • Çalışma yaşamına dahil olabilmiş kadınların, işten çıkarılacak ilk kategoride olmasına engel olunmalı, işten çıkarmalar yasaklanmalıdır.
  • Kadınların başvuru ve belge gönderme gibi işlemleri online ve dijital ortamlardan yapabilmeleri mümkün hale getirilmeli, belge gerekliliği minimuma indirilmelidir.
  • Kolluk kuvvetleri 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’u eksiksiz uygulamalıdır.
  • 6284 sayılı Kanun ile ilgili kamu spotu, canlı yayın ve eğitimler düzenlenmeli, şiddet mağduru olabilecek kadınlar bu konuda ve haklarına ilişkin olarak uzmanlarca bilgilendirilmelidir.

Tüm bunlar göz önünde bulundurulduğunda, Covid-19 salgınının getirmiş olduğu tehdidin yanı sıra daha fazla aile içi şiddet vakası ve buna bağlı olarak kadın ölümlerinin yaşanmaması adına bu gibi tedbirlerin artırılarak alınması hayati önem taşımaktadır.

ACİL DURUM ÖNLEMLERİ

  • Şiddet mağdurları, 155 Polis, 156 Jandarma, 183 Bakanlık ve baroların destek hatlarını arayıp acil yardım talebinde bulunabilir.
  • Şiddet uygulayan taraf ile aynı ortamda bulunduğu için telefon edemeyecek durumda olan şiddet mağdurları ise İçişleri Bakanlığı’nın KADES uygulamasını telefonuna indirerek bir butonla polisin konuma gelmesini sağlayabilir.
  • 6284 sayılı Kanun kapsamında koruma ve uzaklaştırma tedbirleri başta olmak üzere her türlü ivedi tedbire Covid-19 salgını sürecinde de başvurulabilmektedir.
  • Şiddet tehdidinin mevcudiyeti durumunda ya da ekonomik koşullar nedeniyle barınma imkanına sahip olmayan şiddet mağduru 183’ü arayarak veya en yakın karakol/jandarmaya giderek ya da arayarak sığınma talebinde bulunabilir.

DAHA FAZLA BİLGİ İÇİN MAKALE YAZARINA DANIŞABİLİRSİNİZ

Yalçın & Toygar Hukuk Bürosu

Kabatas-Setustu, Inebolu Sok. No:25 Ada Apt. D.11 34427 Istanbul

+90 212 293 09 09

Email : info@yttlaw.com

www.yttlaw.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir